Nobel ödüllü dörtlünün üç üyesi Tunus'ta krize çözüm için koordinasyon kurdu
19.09.2026 - Cumartesi 12:45Tunus'ta 2013'te yaşanan siyasi krizin aşılmasında rol oynayan sivil toplum kuruluşlarından (STK) üçünün, ülkenin siyasi, ekonomik ve sosyal sorunlarına çözüm bulmak amacıyla yeni bir koordinasyon çerçevesi oluşturması, bu yapıların değişen siyasi ortamda yeniden etkili bir rol üstlenip üstlenemeyeceği tartışmasını gündeme getirdi. Tunus Genel İşçi Sendikası (UGTT), Tunus Ulusal Avukatlar Birliği ve Tunus İnsan Hakları Derneği, 3 Eylül'de yaptıkları ortak açıklamayla, ülkede yaşandığını belirttikleri "derin siyasi, ekonomik ve sosyal kriz" karşısında bir araya geldiklerini duyurdu.Üç kuruluş, sorumluluklarının kendilerini "Tunus ve Tunuslular için" bir koordinasyon çerçevesi oluşturmaya ittiğini belirterek, halkın kazanımlarının korunması, hukuk ve kurumlar devletine bağlılık, sivil toplumun bağımsızlığının korunması ve hak ve özgürlüklerin savunulmasını amaçladıklarını bildirdi.Girişimde yer alan kuruluşlardan üçü, 2013'te Tunus Sanayi, Ticaret ve El Sanatları Konfederasyonuyla (UTICA) birlikte siyasi taraflar arasında yürütülen Ulusal Diyalog sürecinde de yer almıştı. Dörtlü, ülkedeki siyasi krizin aşılmasına katkı sağlayan süreç nedeniyle 2015'te Nobel Barış Ödülü'ne layık görülmüştü.Ülkede 2013'te yaşanan siyasi kriz Ulusal Diyalog ile aşılmaya çalışıldıTunus'ta 2013'te muhalif siyasetçiler Şükrü Belid'in şubatta, Muhammed el-Brahmi'nin ise temmuzda öldürülmesi, ülkedeki siyasi gerilimi önemli ölçüde artırdı.Suikastların ardından geniş çaplı protestolar düzenlenirken, iktidar ile muhalefet arasındaki gerilim tırmandı ve Ulusal Kurucu Meclisin feshedilmesi ile siyasi krizin sona erdirilmesi yönündeki talepler güç kazandı.Bu ortamda UGTT, Tunus Ulusal Avukatlar Birliği, Tunus İnsan Hakları Derneği ve UTICA, siyasi tarafları bir araya getirerek Ulusal Diyalog sürecini başlattı.Diyalog, iktidar ile muhalefet arasındaki krizin aşılması için siyasi taraflar arasında müzakerelerin yürütülmesini sağladı.Süreç sonunda, Nahda Hareketi ve müttefiklerinin oluşturduğu "Troyka" hükümeti istifa etti ve yerine bağımsız teknokratlardan oluşan bir hükümet kuruldu.Ulusal Diyalog süreci aynı zamanda anayasal geçişin tamamlanmasına ve 2014 Anayasası'nın kabul edilmesine uzandı.Dört kuruluş, siyasi krizin aşılmasındaki bu rolü nedeniyle 2015'te Nobel Barış Ödülü'ne layık görüldü.Girişim "harekete geçme niyetinin ilanı"Tunus Stratejik Araştırmalar Enstitüsünün eski direktörü Tarık Kahlavi, AA'ya yaptığı değerlendirmede, söz konusu kuruluşların genellikle sosyal ve siyasi boyutların kesişiminde yer aldığını söyledi.Kahlavi, mevcut girişimde 2013'teki Ulusal Diyalog Dörtlüsünün parçası olan UTICA'nın bulunmadığına dikkati çekti.Bu kuruluşun son yıllarda siyasi kapanma dönemlerinde iktidarın yönelimlerine daha yakın hale geldiğini savunan Kahlavi, üç kuruluşun ortak açıklamasının "harekete geçme niyetinin ilanı" niteliğinde olduğunu, bunun yakın zamanda somut bir harekete geçileceği anlamına gelmediğini düşündüğünü belirtti.Kahlavi, UGTT'nin toplumsal hareket kapasitesi bakımından en güçlü kuruluş olduğunu ancak mali sorunlar ve iç çekişmeler yaşadığını, Avukatlar Birliğinin de kendi içinde çeşitli zorluklarla karşı karşıya bulunduğunu söyledi.UGTT'nin "güçlü bir konumda olmadığını ancak bir duruş ortaya koyduğunu" belirten Kahlavi, girişimin sokağa çıkma yönünde bir "istek beyanı" içerdiğini ancak bunun henüz bir eylem planı anlamına gelmediğini ifade etti.Kahlavi, girişimin iktidara müzakere çağrısı olabileceğini belirterek, UGTT'nin Temmuz 2022'deki anayasa referandumuna karşı çıkması ve ulusal diyalog çağrısı yapmasının ardından tutumunun değiştiğini, ancak sendikanın yaşadığı iç sorunların yeni girişimler geliştirme kapasitesini sınırladığını söyledi."2013'ten farklı bir bağlam söz konusu"Tunuslu sosyoloji profesörü Mehdi Mebruk ise, mevcut girişimin 2013'ten farklı bir siyasi ve toplumsal bağlamda ortaya çıktığını söyledi.Mebruk, 2013'teki krizin siyasi şiddet, anayasanın bir an önce çıkarılması ve Troyka yönetiminin sona erdirilmesi yönündeki taleplerin gölgesinde geliştiğini, bugün ise Tunus'un aynı nitelikte kurucu ve geçiş döneminden geçmediğini belirtti.Üç kuruluşun devrim döneminde sahip olduğu meşruiyete bugün aynı ölçüde sahip olmadığını ifade eden Mebruk, UGTT'nin iç sorunlarla karşı karşıya bulunduğunu, Tunus İnsan Hakları Derneği ve Avukatlar Birliğinin de çeşitli tutumları nedeniyle sorunlar yaşadığını söyledi.Söz konusu kuruluşların kamuoyunda bıraktıkları "olumsuz imajı" değiştirmek istediğini savunan Mebruk, yalnızca koordinasyon oluşturulmasının yeterli olmayacağını, bunun somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini kaydetti.Kuruluşların demokrasinin yeniden tesis edilmesinde çıkarı bulunduğunu belirten Mebruk, bunların otoriter yönetimden en fazla zarar gören kesimler arasında yer aldığını ifade etti.Ancak arzu ve iradenin tek başına yeterli olmayacağını kaydeden Mebruk, barışçıl sivil faaliyetlere yönelmenin ve toplumsal güvenin yeniden kazanılmasının önemine dikkati çekti."Bu Girişim 'miadını doldurmuş' bir girişim"İktidara yakınlığıyla bilinen siyasi analist Abdürrezzak el-Haluli ise yaptığı değerlendirmede, üç kuruluşun girişimini "bir çaba" olarak nitelendirdi ancak bunun "miadını doldurmuş" bir girişim olduğunu belirtti.Haluli, mevcut koşulların 2013'teki krizden farklı olduğunu, o dönemde siyasi suikastlar ve yoğun toplumsal gerilim yaşandığını belirterek, bugün Tunusluların borçların birikmesi de dahil olmak üzere ekonomik ve mali sorunlarla karşı karşıya bulunduğunu söyledi.Girişimin geniş bir kabul görmeyeceğini öne süren Haluli, girişimi "balon" olarak nitelendirdi ve üç kuruluşun toplantısını "gürültü var ama sonuç yok" şeklinde değerlendirdi.Ekonomik ve sosyal sorunlar da gündemdeTunus'ta siyasi krizin yanı sıra, son dönemde su ve elektrik tedarikinde yaşanan sorunların yanı sıra bazı temel tüketim ürünleri ve ilaçların temininde de aksaklıklar yaşanıyor.Cumhurbaşkanı Kays Said, daha önce yaptığı açıklamalarda bazı hizmetler ve temel ürünlerde yaşanan aksaklıkları "komplocu güçlerin" faaliyetleriyle ilişkilendirmişti.Said, 25 Temmuz 2021'de aldığı olağanüstü kararların ardından yürütülen yolsuzlukla mücadele sürecine ilişkin açıklamalarında, su ve elektrik kesintileri ile yangınların "normal olmayan olgular" olduğunu belirtmiş ve devletin vatandaşlara zarar vermeye ve toplumsal gerilimi artırmaya çalışanlara karşı "elleri bağlı oturmayacağını" ifade etmişti.2013'te siyasi krizin aşılmasında rol oynayan kuruluşların 13 yıl sonra yeniden bir araya gelmesi, Tunus'ta sivil toplumun değişen siyasi ve ekonomik koşullar karşısında yeniden bir arabuluculuk ve çözüm üretme rolü üstlenip üstlenemeyeceği tartışmasını gündeme taşıdı.Kaynak: AA
İran merkezli Bank Mellat'ın İstanbul şubesinin faaliyet izni BDDK kararıyla kaldırıldı
TİP, Emlak Katılım'ın Katılımevim ve Birevim görüşmesine birikimler için tepki gösterdi
Özgür Özel, Bursa'da incir üreticilerine mazotun ÖTV'siz ve KDV'siz olacağını söyledi